top of page

İsrail Seçimleri: Netanyahu'nun Çıkmazı, Sağın Dönüşümü ve Filistinlilerin politik Ağırlığı... -- Mustafa Mehmet Kapıkıran

21 saat önce
8 dakikada okunur

İsrail'de 27 Ekim'de yapılan seçimler, Netanyahu'nun parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesiyle sonuçlandı. Likud'un öncülük ettiği milliyetçi sağ, aşırı sağ ve ultra-Ortodoks dinî partilerin oluşturduğu blok, 2022'de kazandığı 64 sandalyeden 53'e geriledi. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un önderliğindeki Netanyahu karşıtı partiler 48, İsrail yurttaşı Filistinlilerin ağırlıkta olduğu Arap partileri ise 19 milletvekilliği kazandı. Seçime katılım 2022'deki yüzde 70,6 düzeyinden yüzde 77,9'a yükseldi. Böylece 120 üyeli İsrail Parlamentosunda (Knesset) hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye hiçbir blok ulaşamadı. (1)


Seçimler, 7 Ekim 2023'te Hamas öncülüğünde gerçekleştirilen saldırı ve ardından Gazze'de başlayan savaşın yol açtığı büyük toplumsal sarsıntının ardından yapıldı. Oysa İsrail, savaş başlamadan önce de ciddi bir siyâsal bunalım yaşıyordu. Netanyahu hükümetinin yargı bağımsızlığını sınırlandırma girişimleri, 2023 boyunca yüz binlerce insanı sokaklara çıkarmıştı. Savaşın başlamasıyla güvenlik kurumlarının başarısızlığı, rehinelerin akıbeti ve hükümetin sorumluluğu üzerindeki tartışmalar derinleşti. Haredilerin, yani ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması, hayat pahalılığı, kamu kaynaklarının dağılımı ve devlet kurumlarının geleceği de toplumsal ayrışmanın başlıca konuları hâline geldi.


Gazze'deki büyük can kayıpları, yerinden edilmeler ve yıkım, İsrail'in uluslararası alandaki konumunu da etkiledi. Savaş karşıtı gösteriler ile rehinelerin kurtarılması için düzenlenen kitlesel protestolar ise aynı taleplere dayanmıyordu. Rehinelerin geri getirilmesini ve hükümetin hesap vermesini isteyenlerin önemli bir bölümü, ordunun Gazze'deki operasyonlarına desteğini sürdürdü. Bu ayrım, Netanyahu karşıtı toplumsal hareketin siyâsî niteliğini anlamak bakımından önem taşıyor.


Nitekim İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsünün Eylül 2026 araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 61'i ordunun Gazze savaşını yönetiminden memnun olduğunu belirtirken hükümetin yönetiminden memnun olanların oranı yüzde 34'te kaldı. Aynı araştırmada katılımcıların yüzde 75'i, 7 Ekim'deki güvenlik zaafının bağımsız bir devlet komisyonu tarafından soruşturulmasını destekledi. Böylece Netanyahu hükümetine yönelik güvensizlikle ordunun faaliyetlerine verilen desteğin aynı toplumda birlikte var olabildiği görülüyor. (2)


Netanyahu'nun çoğunluk kaybını, İsrail toplumunun sola yöneldiği şeklinde yorumlamak mümkün görünmüyor. Eisenkot'un liderliğindeki muhalefette eski Başbakan Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman gibi milliyetçi sağ siyasetçiler önemli bir ağırlığa sahip. Bennett'in liderliğindeki sağ ile Yair Lapid'in liberal merkez partisi aynı seçim listesinde buluşurken, Yair Golan'ın Demokratlar Partisi, merkez sol ve sosyal demokrat eğilimleri temsil ediyor. Bu partiler Netanyahu'nun yönetim anlayışına, yargıyla ilişkilerine ve dinî ortaklarına verdiği ödünlere karşı çıkıyor. Ancak Filistin meselesinde ve bölgesel güvenlik politikalarında aralarında önemli yakınlıklar da var. (3)


İsrail toplumunun 7 Ekim sonrasında özellikle güvenlik ve Filistin politikalarında daha sert görüşlere yöneldiğini gösteren araştırmalar var. Yahudi Halkı Politikaları Enstitüsü'nün Ekim 2026 araştırmasına göre, Yahudi katılımcıların yüzde 33'ü savaşın başlamasından bu yana siyâsal olarak sağa kaydığını, yüzde 14'ü sola kaydığını, yüzde 54'ü ise görüşlerinin değişmediğini söylüyor. Bununla birlikte, farklı tarihlerde doğrudan yapılan ölçümlerde kendilerini güçlü sağda tanımlayan Yahudilerin oranı Temmuz 2025'te yüzde 13, Temmuz 2026'da yüzde 14. Dolayısıyla sağa yönelimin boyutları, sorunun soruluş biçimine ve hangi siyâsal tutumun ölçüldüğüne göre farklılık gösterir. (4)


Buna karşılık Filistinlilerle siyâsî çözüme ilişkin beklentilerdeki gerileme daha belirgin. ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin 2026 araştırmasına göre, İsrail ile bağımsız bir Filistin devletinin barış içinde yan yana yaşayabileceğine inanan İsrailli yetişkinlerin oranı 2013'te yüzde 50 iken 7 Ekim saldırısından önce, 2023 ilkbaharında yüzde 35'e, 2025'te yüzde 21'e ve 2026'da yüzde 17'ye geriledi. Araştırmacılar, son iki yıl arasındaki farkı istatistiksel olarak anlamlı bulmuyor. Ancak on üç yıllık eğilim, iki devletin barış içinde birlikte yaşayabileceğine duyulan güvenin ciddi biçimde zarar gördüğünü gösteriyor. Üstelik bu oran, genel olarak barış istemeyi değil, böyle bir çözümün mümkün olup olmadığına ilişkin kanaati ölçüyor. (5)


Netanyahu karşıtlığının güçlenmesiyle güvenlikçi anlayışın sürmesi, İsrail'in geçirdiği toplumsal dönüşümün birbiriyle bağlantılı sonuçları olarak okunabilir. Hükümetin değişmesini isteyen seçmenlerin önemli bir bölümü, devletin askerî ve güvenlik politikalarının sürdürülmesini de destekliyor. Bu durum, iktidar değişikliği arayışının neden Filistin meselesinde köklü bir siyâsal değişim talebine dönüşmediğini de açıklıyor.


Seçimin en önemli gelişmelerinden biri, Filistinli yurttaşların siyâsal katılımındaki büyük artış oldu. Sosyalist, sol ve Filistin milliyetçisi eğilimlerin oluşturduğu Ortak Liste 11 milletvekilliği kazanırken, Mansur Abbas'ın İslâmcı-muhafazakâr kökenli Ra'am Partisi ise 8 milletvekilliği kazandı. Arap partilerinin toplam temsili 2022'deki 10 sandalyeden 19'a yükseldi. Arap seçmenlerin katılımı da 2022'de yaklaşık yüzde 53 iken 2026'da yüzde 80'e çıktı. Bu artış, uzun yıllardır siyâsal sisteme duydukları güvensizlik nedeniyle seçimlerden uzaklaşan kesimlerin yeniden sandığa yöneldiğini gösteriyor. (6)


İsrail'in Ynet haber sitesinde Yaron Drukman'ın yaptığı hesaplama, seçimin sayısal sonuçlarını daha anlaşılır kılıyor. Netanyahu bloğunun aldığı oy sayısı 2022'ye göre yaklaşık 83 bin artmasına rağmen toplam geçerli oylar içindeki payı yüzde 48,38'den yüzde 42,1'e geriledi. Aynı dönemde Arap partilerinin toplam oyları yaklaşık 511 binden 835 binin üzerine çıktı. Fakat değişimi yalnızca seçime katılım artışıyla açıklamak yeterli değil. 2022'de Meretz ile Filistin milliyetçisi Balad'ın aldığı toplam 290 bine yakın oy, yüzde 3,25'lik seçim barajı nedeniyle milletvekilliğine dönüşmemişti. Bu seçimde muhalefetin ve Arap partilerinin başlıca listeleri barajı geçti. Ayrıca Netanyahu'nun dinî ortaklarından Şas yaklaşık 95 bin oy kaybetti. Böylece Netanyahu bloğunun mutlak oy sayısındaki artış, rakiplerinin çok daha hızlı büyümesi ve seçim barajının etkisi karşısında parlamenter üstünlüğünü korumaya yetmedi. (7)


Arap seçmenlerin hareketliliğinde, Gazze savaşına yönelik tepkinin yanı sıra Arap yerleşimlerinde artan şiddet, örgütlü suçlar, ev yıkımları, ayrımcılık ve aşırı sağcı bakanların uygulamaları etkili oldu. İsrailli araştırmacılar Nuhad Ali ve Michael Milshtein'in değerlendirmeleri, bu katılımın özellikle siyâsal dışlanmaya karşı bir tepki taşıdığını göstermektedir. Bununla birlikte, Arap partileri aynı siyâsî programı paylaşmıyor. Ortak Liste daha çok kolektif hakları ve eşit yurttaşlığı öne çıkarırken Ra'am, somut toplumsal talepler üzerinden hükümetlerle işbirliğine daha açık bir çizgi izliyor. Ortaklaştıkları başlıca hedef, Netanyahu ve aşırı sağcı ortaklarının iktidarının sona ermesi.


Seçimin ortaya çıkardığı asıl politik çelişki burada ortaya çıkıyor. Netanyahu karşıtı Yahudi partileriyle Arap partilerinin toplam 67 milletvekili bulunuyor. Ancak muhalefetin milliyetçi sağ kanadı, Arap partilerine dayanarak hükümet kurulmasına karşı çıkıyor. Ortak Liste, Netanyahu'yu uzaklaştıracak bir hükümeti dışarıdan desteklemeye açık olduğunu belirtirken, Ra'am da hükümete katılmaya hazır olduğunu açıkladı. Buna karşılık Eisenkot'un ittifakındaki sağ partilerin tutumu, parlamentoda mümkün görünen çoğunluğun ortak bir hükümete dönüşmesini zorlaştırıyor. Filistinli yurttaşların temsilcileri hükümet kurma sürecinde belirleyici bir ağırlığa ulaşmışken, bu temsilin meşru bir ortaklık olarak kabul edilmesi hâlâ tartışılıyor.


Bu çelişkinin demokratik boyutu, seçimlerden önce ve sonra yaşanan gelişmelerle daha da belirginleşti. 23 Eylül'de İsrail Merkezî Seçim Komitesi, Ortak Liste ile Ra'am'ın seçime katılmasını yasakladı. Yüksek Mahkeme 2 Ekim'de iki partiye yönelik yasakları oybirliğiyle kaldırdı; Ortak Liste'nin adayı Ofer Cassif'in adaylığını da korudu. Bu kararlardan yaklaşık dört hafta sonra söz konusu partilerin toplam 19 milletvekilliği kazanması, siyâsal temsil üzerindeki mücadelenin önemini ortaya koyuyor. (8)


Netanyahu ve Likud, seçimlerin ardından Arap partilerinin oylarına ilişkin kanıtlarla desteklenmeyen hile ve dış müdahale iddialarını gündeme getirdi. Seçim yetkilileri sistematik bir usûlsüzlüğe ilişkin kanıt bulunmadığını, yürütülen incelemelerin sonuçlarını değiştirmesinin beklenmediğini açıkladı. Yüksek katılım ve partiler arasındaki rekabet, seçim sürecinin önemli özellikleridir. Ancak siyasal eşitlik açısından daha derin sorunlar var. İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün Ağustos 2026 araştırmasında, kendilerini güçlü sağda tanımlayan Yahudi katılımcıların yalnızca yüzde 46'sı, Arap yurttaşların parlamento seçimlerinde oy hakkını destekliyor. Aynı araştırmada Yahudi katılımcıların yüzde 61'i Ra'am'ın hükümete alınmasına karşı çıkıyor. Üstelik İsrail'in işgali altında yaşayan, İsrail yurttaşlığına sahip olmayan Filistinliler bu parlamentonun seçimine katılamıyor. (9)


Netanyahu'nun önünde başka partilerden destek sağlayarak hükümet kurmak, geniş bir koalisyona yönelmek veya yeni seçimlere uzanabilecek görüşmeleri sürdürmek gibi seçenekler bulunuyor. Koalisyon pazarlıklarının uzaması, görevini sürdürmesine imkân tanıyor. Öte yandan, İran, Lübnan, Suriye ve Gazze'deki askerî ve siyâsal gelişmeler bu mücadeleden bağımsız değildir. ABD ile stratejik ilişkiler, bölgesel askerî üstünlük arayışı, savaşların kamu maliyesine yükü, yedek askerlerin üretimden çekilmesi ve Haredilerin askerlik yükümlülüğü, kurulacak hükümetin karşı karşıya kalacağı sorunlar arasında yer alıyor.


Seçimlerin uzun vadeli anlamı, Netanyahu'nun kişisel siyâsî geleceğinden daha geniş bir çerçevede ortaya çıkıyor. Gazze'deki savaş ve Batı Şeria'daki yerleşim politikaları boyunca aşırı sağın bazı hedefleri devletin güvenlik anlayışına ve uygulamalarına daha fazla yerleşti. Meron Rapoport'un seçim öncesinde dikkat çektiği gibi, aşırı sağın devlet politikaları üzerindeki etkisinin büyümesi, kendi içindeki memnuniyetsizliği ve daha ileri taleplerini ortadan kaldırmadı. Bu nedenle aşırı sağın toplumsal ve kurumsal ağırlığını sadece seçimlerde kazandığı milletvekili sayısıyla ölçmek yeterli olmayacaktır. (10)


İsrail seçimleri, Netanyahu'nun iktidarını sürdürmesini güçleştiren bir parlamento ortaya çıkardı. Fakat seçimlerden çıkan siyâsal tablo, onun iktidarında güçlenen milliyetçi ve güvenlikçi anlayışın toplumsal etkisinin sürdüğünü de gösteriyor. Filistinli yurttaşların artan temsil gücü, iktidar değişikliğinin önündeki parlamenter engelleri aşabilecek bir imkân yaratırken bu temsilin meşruiyetine yöneltilen itirazlar İsrail demokrasisinin sınırlarını yeniden gündeme taşıdı. Önümüzdeki dönemde hükümetin hangi partilerden oluşacağı kadar, demokratik kurumların korunması için verilen mücadelenin yurttaşlık eşitliği ve Filistinlilerin siyâsal haklarıyla nasıl ilişkileneceği de önem taşıyacak.

---

Açıklayıcı Dipnotlar ve Kaynaklar

1. Seçim sistemi ve siyâsal bloklar: İsrail Parlamentosu Knesset 120 üyeden oluşur; hükümetin parlamentoda çoğunluğu sağlayabilmesi için en az 61 milletvekilinin desteği gerekir. Netanyahu'nun Likud'u milliyetçi-muhafazakâr sağın başlıca partisidir. İttifak ortakları arasında Itamar Ben-Gvir'in Yahudi Gücü, Bezalel Smotrich'in Dinî Siyonizm, Sefarad ultra-Ortodoksları temsil eden Şas ve ağırlıkla Aşkenaz ultra-Ortodoksların oluşturduğu Birleşik Tevrat Yahudiliği bulunur. 30 Ekim'de tamamlanan sayımın sonuçlarının 4 Kasım'da resmen Cumhurbaşkanı'na sunulması öngörülmektedir.

The Times of Israel, 30 Ekim 2026:

2. Orduya ve hükümete duyulan güven: İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS), Tel Aviv merkezli güvenlik ve dış politika araştırmaları kuruluşudur. 24 Eylül 2026'da yayımladığı araştırma, toplumun ordunun savaş yönetimiyle hükümetin savaş yönetimini birbirinden ayırdığını gösteriyor. Ordunun yönetiminden memnuniyet yüzde 61, hükümetten memnuniyet yüzde 34; bağımsız devlet soruşturmasını destekleyenler yüzde 75. Bunlar savaşın bütün askerî uygulamalarını onaylama oranları olarak değerlendirilmemelidir.

Gazze'deki insanî durum için Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin 15 Ekim 2026 raporu:

3. Netanyahu karşıtı partiler: Gadi Eisenkot'un Yaşar (Yashar!) partisi güvenlikçi merkez ve merkez sağ çizgide yer alır. Naftali Bennett ile Yair Lapid'in ortak seçim listesi Birlikte (Beyachad), milliyetçi sağ ile liberal merkezi buluşturur. Avigdor Lieberman'ın Evimiz İsrail (Yisrael Beiteinu) partisi seküler milliyetçi sağı; Yair Golan'ın Demokratlar Partisi ise İşçi Partisi ve Meretz'in birleşmesiyle oluşan merkez sol ve sosyal demokrat çizgiyi temsil eder. Bunların Netanyahu karşıtlığı ortak bir siyâsal programın bütün başlıklarında uzlaştıkları anlamına gelmez.

Ariela Karmel, The Times of Israel, 28 Ekim 2026:

4. Sağa yönelim araştırması: Yahudi Halkı Politikaları Enstitüsü (Jewish People Policy Institute, JPPI), Yahudi toplulukları ve İsrail üzerine araştırmalar yayımlayan bir kuruluştur. Ekim 2026 araştırması 618 Yahudi ve 203 Arap katılımcıyı kapsamaktadır. Katılımcıların savaş öncesindeki görüşlerine ilişkin geriye dönük beyanlarıyla, farklı tarihlerde yapılan doğrudan ölçümler arasında fark bulunuyor. Bu nedenle sağa yönelim hakkındaki beyanlar değerlendirilirken araştırmanın yöntemi de dikkate alınmalıdır.

5. İki devletin barış içinde birlikte yaşaması: ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi (Pew Research Center), kamuoyu ve toplumsal eğilimler üzerine çalışmalar yürütür. 2026 araştırmasında İsrail'de 1.001 yetişkinle görüşülmüştür. Aynı soru 2013'ten beri farklı yıllarda sorulmaktadır. Barış içinde birlikte yaşamanın mümkün olduğunu düşünen İsraillilerin oranı 2013'te yüzde 50, 2023'te yüzde 35, 2025'te yüzde 21 ve 2026'da yüzde 17'dir. Araştırma, barış istemekle barışın gerçekleşmesini mümkün görmek arasındaki farkı gözeterek okunmalıdır. 2026 araştırması Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 1.038 Filistinliyle yapılan görüşmeleri de kapsamaktadır; Gazze'de saha çalışması yapılamamıştır.

Maria Smerkovich, Kirsten Lesage ve Julia Armeli, Pew Araştırma Merkezi, 15 Eylül 2026:

6. Arap partileri ve seçime katılım: Ortak Liste, Hadash, Ta'al ve Balad'dan oluşur. Hadash, komünist ve sosyalist gelenekle ilişkili Yahudi-Arap ortak siyasetini; Ta'al eşit yurttaşlık ve Filistinli yurttaşların haklarını; Balad Filistin millî kimliğini ve kolektif hakları öne çıkarır. Mansur Abbas'ın Ra'am'ı, İslâmcı hareket geleneğinden gelen, belediye hizmetleri ve toplumsal talepler üzerinden siyâsal işbirliğine açık bir partidir. Arap seçmenlerin 2022'deki yaklaşık yüzde 53'lük katılımı, 2026'da yüzde 80 dolayına yükselmiştir. Yerleşimlere ve hesaplama yöntemine göre küçük oran farklılıkları bulunabilir.

Mossawa Center, Arap seçmenlerin katılım tarihi üzerine araştırma, 26 Ekim 2026:

Yaniv Sharon'ın sosyolog Nuhad Ali ile söyleşisi, Davar, 29 Ekim 2026:

7. Oy sayıları ve seçim barajı: İsrail'de bir partinin milletvekilliği kazanabilmesi için geçerli oyların en az yüzde 3,25'ini alması gerekir. Bu oranın altında kalan partilere verilen oylar sandalye dağılımında karşılık bulmaz. 2022'de Meretz ile Balad'ın barajı aşamaması, karşıt blokların temsil gücünü önemli ölçüde etkilemişti. 2026'da yüksek katılım ve başlıca muhalefet listelerinin barajı geçmesi, Netanyahu blokunun oy sayısı artmasına rağmen sandalye kaybetmesinde etkili oldu.

Yaron Drukman, ynet, 30 Ekim 2026:

8. Arap partilerinin seçimden dışlanması girişimi: İsrail Merkezî Seçim Komitesi, parlamento partilerinin temsil edildiği ve seçimlerin yönetiminden sorumlu bir organdır. Komitenin 23 Eylül 2026'da aldığı yasaklama kararları, 2 Ekim'de Yüksek Mahkeme tarafından kaldırıldı. Balad yöneticisi Sami Abu Shehadeh'in adaylığına ilişkin süreç ise farklı gelişti; kendisi yargılama sırasında adaylıktan çekildi.

ABD Kongre Kütüphanesi, hukukî değerlendirme, 13 Ekim 2026:

9. Demokratik temsil ve yurttaşlık hakları: İsrail Demokrasi Enstitüsü (Israel Democracy Institute), siyâsal kurumlar, hukuk ve kamuoyu üzerine araştırmalar yürütür. Temmuz sonu ve Ağustos başında 600 Yahudi ve 151 Arap katılımcıyla yaptığı araştırmada, kendisini güçlü sağda tanımlayan Yahudilerin yüzde 46'sı Arap yurttaşların oy hakkını destekledi. Ayrıca Yahudi katılımcıların yüzde 61'i Ra'am'ın hükümete katılmasına karşı çıktı. Bu oranlar bütün İsrail toplumuna veya bütün sağ seçmenlere ait oranlarla karıştırılmamalıdır.

Tamar Hermann, Lior Yohanani ve Yaron Kaplan, İsrail Demokrasi Enstitüsü, 6 Ağustos 2026:

Seçim sonrasındaki hile iddiaları için Maayan Lubell, Reuters, 29 Ekim 2026:

10. Aşırı sağın devlet üzerindeki etkisi: Meron Rapoport, İsrail ve Filistin üzerine yazan gazeteci ve yorumcudur. İsrailli ve Filistinli gazetecilerin çalışmalarına yer veren bağımsız +972 Magazine'de yayımlanan analizinde, aşırı sağın uzun süredir savunduğu birçok politikanın devlet uygulamalarına dönüşmesine rağmen hareketin daha ileri talepler üretmeye devam ettiğini inceliyor. Bu yaklaşım, seçim başarısıyla devlet üzerindeki ideolojik ve kurumsal etkinin ayrı ayrı değerlendirilmesi bakımından önem taşıyor.

Meron Rapoport, +972 Magazine, 12 Ekim 2026:

 
 
 

Yorumlar


The Science & 

Mathematics University

© 2023 by Scientist Personal. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Clean Grey
  • Twitter Clean Grey
  • LinkedIn Clean Grey
bottom of page