Dikta yerleşirken... -- Aykan Sever
- 6 Tem
- 3 dakikada okunur

Lafı uzatmaya hiç gerek yok. Son söyleyeceğimi baştan ifade edeyim: TC/rejim mevcut uluslararası konjonktürü de kullanarak, epey zamandır inşa ettiği diktatörlüğü çeşitli boyutlarıyla oturtmaya çalışıyor. Türk oligarşisinin başka tecrübelere çok ihtiyaç duymayacak kadar bu işlerde usta olduğunu unutmadan illaki bazı örnekler lazımsa bunu Azerbaycan ve El Salvador'da bulabileceği çeşitli vesilelerle ifade edilmişti.(1) İşin doğrusu TC/Rejimin ayna arama gibi derdi pek olmadı zira Osmanlı'nın son döneminden bu yana egemenler kanlı hükümranlıklarını sürdürecek "zengin" bir tecrübeye sahip. Oligarşi ve temsilcileri için asıl sorun bunca saldırganlığa rağmen Türkiye halklarını teslim alamamaları, boyun eğdirme eşiğini bir türlü geçememeleri oldu.
Son dönemde TC/Rejimin artan baskılarını tarif etmek için şöyle ifadeler kullanılıyor: NATO/ABD rahatsız olmasın diye yerli ve milli unsurlara operasyon yapılıyor. Bu yaklaşım birçok açıdan sorunlu. İlki başta ifade ettiğim meseleyi tarihsel bağlamından kopararak bugüne hapsetmesi. Bu tarz düşünceler daha önceki benzer zirve ve toplantılarda da böyle şeyler olmuştu konforuna sığınıyor. Ancak yanılıyorlar. Çünkü mevcut 3. Dünya Savaşı dünya genelinde benzer rejimlere cevaz verirken ülke egemenlerinin tarihsel arzularına da karşılık bulabileceği bir zeminin olanaklarını döşüyor. Malum zirvede bir NATO ordusu olduğu bir kere daha tescil edilecek olan TSK'nin ve Türk emperyalizminin de sırtı okşanacak. Özetle karşı karşıya kaldığımız durum geçici değildir, (günümüz kapitalizminin en önemli dinamiğinin Savaş olduğunu unutmadan) yapılmaya çalışılan şey elbirliğiyle Türk oligarşisinin arzusu doğrultusunda kalıcı bir dikta rejimi şekillendirmektir. NATO'nun rolü ise yeniden paylaşım savaşı dahilinde TC'nin verilen görevleri daha iyi yerine getirebilmesi için çok yönlü güçlü bir destektir.
Sorunun ikinci boyutu işi anti-emperyalizme indirgemek ve burada "milli" diye nitelenen kesimlerle bağ kurma arayışı. Gerçekte baskıya uğrayan, tutuklanan insanların çoğunluğunun (Bu süreçte sıradan veya sembol isimlerin gözaltına alınması, tutuklanması, işten atılması en temelde bütün topluma karşı terör estirilebileceğini göstermek ve sindirmek için geliştiriliyor. Bu çerçevede TC/Rejim1930'lu yılların Nazizminden farklı değil.) yerli belki ama milli diye nitelebilecek bir yanı yok. Aksine bu tarz yaklaşımlara karşılar. Ancak olanları TSK'nin bir NATO ordusu olduğu gerçeğini bir kenara itip olayı "dış güçler"e indirgeyerek milliyetçiliğe sığınmaya çalışan kesimlerin bu tür yanılgıları gerçek diye satmaları elbette normal. Nitekim bu kesimlerin kendi sembolleri yerine emperyalizmin işbirlikçisi diye niteledikleri TC'nin bayrağını ellerinden düşürmedikleri görülüyor. Sorsanız hepsi ezberden "emperyalizmin içsel bir olgu" olmasından bahseder ama o kadar. Sonrası emperyalizmin nasıl ve kimlerle ortaklaşarak hükmettiği, geçen zaman zarfında Türk emperyalist arzularının geldiği boyut vb sorulara yanıt verme zahmetine girilmez zira tarih neredeyse 1960 lı yıllarda dondurulmuştur. Biraz daha kurcalarsak aslında hikaye şu: 2015 sonrasına açıktan damga vuran bir süreç yaşanıyor, TC/Rejim toplumu yeni bir Türk milliyetçiliği etrafında faşistleştirmeye, betona dönüştürmeye çalışıyor. "Sol"daki bir kısım dil sürçmesinin arkasında bu durumun yarattığı tedirginlik ve maalesef, biz de sizdeniz demenin bocalamaları yatıyor.
Bu arada Cengiz Çandar gibi uzun yıllardır NATO acenteliği yapıp son değişim sürecinden başı dönenler var. Zira Çandar yakın zamandaki bir twitinde "NATO Zirvesi gerekçesiyle yapılan tutuklamaları, rejimin otoriter/otokratik niteliği ile açıklamak yersiz ve yetersiz. Buna düpedüz doğrudan faşizm denir." ifadelerini kullandı. Bundan hareketle elbette Çandar'ın hidayete erdiği iddia edilemez ancak işte gelinen durumunda kapı önüne terk edilmenin verdiği hüsranla o bile bazen doğruları söyleyebiliyor.
"Demokrasi"nin geleceği var mı?
Bu arada NATO da değişiyor ve kendini 3. Dünya Savaşı'nın yeni koşullarına adapte etmeye çalışıyor. Mevcut zeminde zorunlu olmadığı takdirde NATO'nun menüsünde pekala "demokrasi"ye de artık yer olmayabilir. ABD'nin başta Abya Yala kıtasındaki müttefikleri olmak üzere birçok ülkede olay zaten göstermelik "seçimler"den ibaret. Trump rejimi ve tekno-faşist oligarklar Amerika'nın kendisinde de burjuva demokrasisinin sonunu getirmeye niyetli. Olduğu kadarıyla "demokrasi"nin korunacağı yerler toplumsal muhalefetin dayatmasıyla sonucu "zorunlu" coğrafyalar ve geleneksel oturmuş ilişkilerin yanı sıra egemen sınıflar arasındaki hukukunun bunu gerektirdiği ülkelerle sınırlı kalacak. Zira mevcut paylaşım savaşı demokratik liderliklere cevaz vermiyor. Onları daha merkezi, militarist ve faşist olmaya zorluyor. Almanya'da Merz yönetiminin (savaş sanayine, orduya ve istihbarat örgütlerine yaptığı yatırım ve yüklediği yeni işlevler) geliştirdiği politikalar pekala bu yönde sorgulanabilir.
Mevcut durumda Türkiye halklarının bugüne kadar geliştirdiği direniş nedeniyle TC ve Suriye yada Irak'taki rejimleri eşitlenmedi ancak Trump rejiminin gözünde tümüne benzer işlevsellikler yüklendiği yani bölgede Amerikan hegemonyasını geliştirmek ve büyütmek için silahlı güç/merkezi otoriteler olduğu gerçeğinin altını bir kere daha çizmek gerekir. TC'ye bu çerçevede diğerlerine nazaran daha büyük misyon atfedildiği ortada. Ankara'ya Savaş endüstrisinin bir kısmının yükünü/getirisini taşımanın yanı sıra Suriye, Lübnan, Irak (Bölgede faaliyet gösteren kimi kurumlara göre TC'nin Güney Kürdistan'da yıllardır devam eden işgali genişliyor ve daha kalıcı hegemonik bir ilişki kuruyor.) İran ve Güney Kafkasya üzerinde geliştirilen hegemonik pozisyon, enerji ve mal ikmal hatlarının güvenliği türünden işlerle birlikte Rusya karşısında tampon savunma bölgesi görevi yüklenmeye çalışılıyor.
Bütün bu gelişmelere karşı çıkmak için mevcut muhalefetin dinamikleri ve liderliğinin yetersiz olduğu aşikar. Türkiye halklarını bir direniş cephesinde birleştirme çabası içinde olmak yerine bir kısım solun "en anti-emperyalist biziz" iddiasıyla birbiriyle itişmesinin herhangi bir toplumsal karşılığıysa mevcut değil. Özgür Özel liderliğini direnişe zorlayan kesimleri de dahil ederek mevcut muhalefeti devrimci, kalıcı ve tutarlı bir örgütlenmeye dönüştürecek bir anlayış geliştirilemediği takdirde ikameci yakınmaların ötesine geçemeyiz. Şuna buna çemkirmenin politik bir anlamıysa hiç yok...




Bài viết dễ đọc, cảm ơn bạn đã chia sẻ, bạn mình gửi link nên mình vào xem thử. Mình cũng hay theo dõi thống kê XSMB mỗi ngày để nắm xu hướng, nên tự gom lại thành một trang tổng hợp cho tiện tra cứu nhanh. Ai cũng quan tâm số liệu cập nhật theo ngày thì ghé xem thử ở đây http://jobs.emiogp.com/author/Soicauxsmbpro1vn/
Trước đây mình loay hoay khá lâu mới chọn được addon Minecraft PE hợp với resource pack để cài, vì nhiều cái nhìn hay nhưng vào máy lại lệch tông. Mình thường ưu tiên shader nhẹ cho máy yếu, rồi đổi thêm vài map để đi đâu cũng thấy mới mẻ hơn. Trong group cũng hay nhắc mấy addon dạng furniture hoặc alien invasion, nhất là khi có đánh giá sao rõ ràng thì đỡ mất công thử bừa. Nên mình ít khi tải theo lời truyền miệng, mình chọn nơi nào cập nhật đều và dễ kiểm tra nguồn. thuvienmc Mình hay ghé thuvienmc.com khi cần tìm addon Minecraft PE, resource pack và map miễn phí.
Mình thường xuyên lướt tin về bitcoin rồi xem thêm vài góc nhìn phân tích kỹ thuật để nắm nhịp tăng giảm của thị trường crypto theo ngày. Có những bài dự báo giá kèm cập nhật altcoin, memecoin thì mình dễ ghép lại bức tranh tổng thể hơn trước khi quyết định vào lệnh hay tạm đứng ngoài. Nhiều lúc mình cũng đọc thảo luận trong cộng đồng, thấy khá nhiều người khuyên nên tham khảo thêm phân tích on-chain và các tin vắn được chọn lọc vì thường bám sát dữ liệu. Mình hay ghé https://tapchibitcoin.io/ để cập nhật nhanh, rồi tự đối chiếu lại với biểu đồ của mình. Với các coin lớn như ETH, XRP hay…
Mình chơi xổ số kiểu giải trí là chính, nên thường chỉ xem kết quả cho đỡ căng thẳng chứ không đặt nặng chuyện trúng đậm. Trước đây nghe bạn bè rỉ tai đủ loại “cầu” này “cầu” kia, mình cũng thử theo dõi cho biết. Theo một thời gian thì thấy đôi lúc có vài chi tiết hay lặp lại, khiến mình chú ý hơn, nhưng vẫn nhắc bản thân đừng quá tin. Mỗi lần đọc mấy bài nhận định, mình hay ghi lại vài gạch đầu dòng rồi so với kết quả để xem có phải mình đang tự tưởng tượng không. Trúng chút thì vui, còn sai thì coi như thêm kinh nghiệm. Gần đây mình đọc…