Yaşayan ütopya Cherán K'eri -- Aykan Sever
- 24 Nis
- 2 dakikada okunur

15 Nisan 2011'de, sabah altıdan önce, bir grup kadın Meksika'nın Michoacán eyaletindeki P'urhépecha Platosu üzerindeki Cherán K'eri'nin merkezindeki en yüksek nokta olan Calvario'da bir mevziye yerleşti. Yakınlarındaki ormanı yağmalayan tomruk yüklü kamyonlar aylardır bu güzergâhı kullanıyordu. O sabah kadınlar kamyonların önünü kesti. Şoförler ve yanlarındaki yağmacılar direnmeye çalışsalar da, yıllardır korkuyla olanı biteni seyreden halk bu kez onların geçmesine izin vermedi.
Bu isyanın başlangıcıydı. Aylarca mahallelerde ateşler yakıldı. İtirazlarını ateşle beslediler. Halk silahlanarak önce ormanı yağmalayanları, arkasından polisi ve suç çetelerini kasabalarından kovdu. Sahtekar olarak gördükleri politikacıları ve partileri de hayatlarından çıkardılar. Doğrudan demokrasiye geçtiler. Önce mahalle meclisleri oluşturdular, bunu kasabanın genelini yönetecek bir konseyde birleştirdiler. Komünal Yönetim Konseyi'nin ilk kararlarından biri mevcut belediye başkanını tanımamak ve genel seçimlere katılmamak oldu. Cherán K'eri'nin bundan böyle kendini doğrudan demokrasiyle yöneteceği karar altına alındı. Bu durum Meksika anayasasında bulunan öz yönetime hak tanıyan maddelerden hareketle verilen ciddi uğraşlar, mücadeleler sonrası fiilen kabul edildi.
Konsey bütün topluluğun onayıyla şekilleniyor. Gizli oylama yok. Her şey ateş etrafında yapılan açık toplantılarda konuşuluyor. Yine de Konsey'e seçilmek için bazı temel ilkeler var: Kişisel ve sosyal olarak iyi yaşamak, toplumsal etiğe içkin değerlere sahip olmak, liderlik ve örgütçülük yeteneği. Konsey'e seçilenler halkın talebi doğrultusunda her an görevden alınabilir. Cherán K'eri'deki öz yönetim bölgedeki başka topluluklara da esin kaynağı oluyor. Başka kasabaların da onları dikkatle izlediklerini söylüyorlar.
Kadınlar hep ön planda
İsyan günlerinde başlangıçta yiyecek bulmakta zorlanıyorlar. Bunu bölgedeki başka topluluklar dayanışma ve kendi aralarında ise komün mutfağı oluşturarak çözüyorlar. Savunma için siperler hazırlarken aynı zamanda mahallelerde ortak mutfaklar oluşturuyorlar. Bugün öz örgütlenmelerinin sembolü olarak kullandıkları ateşler zamanla topluluğun beraber yemek yediği, uyuduğu, toplantı yaptığı, eğlendiği yerler haline geliyor. Aynı zamanda kamp ateşinin etrafı bir tür okula dönüşüyor. Toplulukta söz sahibi olabilmenin yolu bu ortaklaşa yaşamı paylaşmaktan geçiyor. Bütün bu anlattıklarım aynı zamanda bölgenin yerlileri olan Purépecha halkının gelenekleriyle de besleniyor.
Ormanı ve kasabayı korumak için gönüllülerden oluşan silahlı bir grubu var. Bu durum, şu ana kadar Meksika gibi cinayet ve suçun yaygın olduğu bir ülkeyi düşünürsek, başarılı olarak işliyor. Kendilerini "belki de ülkenin en az suç işlenen yeri" diye niteliyorlar.
Topluluk üyeleriyle yapılan röportajlarda isyan sonrası ve bugünkü hayatlarında hep kadınların ön plana çıktığını söylüyorlar. İsyanı başlatan maskeli beş kadından bahsediliyor. Sonrası ise topluluğun komünal yaşamı devam ettirmesinde kadınların her zaman asıl belirleyici güç olduğunu dile getiriyorlar.
Cherán K'eri' halkı 2008-20011 arası harap edilen ormanı kurtarmış. Hep beraber ağaçlandırma işine girişerek öncekine göre orman alanını büyütmüşler. Ağaç dikmeyi alışkanlık hâline, bir meslek hâline getirdiklerinden söz ediyorlar.
Sorunları yok mu? Özerk yönetim ve konseyin varlığı Meksika devleti tarafından fiilen tanınsa da,

bunun resmiyete dökülmemesi onları rahatsız eden meseleler arasında. Bir diğeri ise yaygın alkolizm...
Mücadelelerinin yerel folklorik bir öğe olarak kalmasını istemiyorlar. Hayatı/mücadeleyi yeniden kurmak, sürdürmek ve başkaları için de örnek olmak onların idealleri arasında....




Yorumlar