top of page

Nikol Paşinyan’ın güç açlığı- Gevorg Galtakyan-Aykan Sever

  • 25 Nis
  • 3 dakikada okunur

Ermenistan’da 2018’de Nikol Paşinyan liderliğinde “Kadife Devrim” diye adlandırılan bir süreç yaşandı. Paşinyan ve ekibi insanların birikmiş öfkesini “iyi” bir biçimde organize ederek kendisini iktidara taşıdı. O da nihayetinde her güç tutkunu gibi kendi suretinde bir dünya yaratmak istedi. Örneğin, bunun için yürütmeyi, yasayı ve yargıyı önemli ölçüde kontrol altına aldı. Anayasa Mahkemesi’ni ve Yüksek Yargı Konseyi’ni de buna dahil. Şimdi, dini bir kurum olarak ele geçirme ve kendi politik iktidarını sağlama almak için kullanmanın yollarını arıyor. Nihayetinde onun da benzerlerinden öğrenme yeteneği var…

Paşinyan 2018’de iktidara gelmek için Dağlık Karabağ meselesini kullandı ve Ermeni halkına bölgedeki gerçek güç dengelerini, müzakere ve barış olanaklarını anlatmak yerine, kendisinin de inanmadığını sonradan gördüğümüz radikal fikirleri savundu. Dağlık Karabağ meselesinin çözülmesi için o zaman önerilen Rusya'nın 5+2 Lavrov planını reddetti. 2020 yılındaki 44 günlük Dağlık Karabağ savaşından sonra ise bütün suçu eski cumhurbaşkanlarına attı. 2021’deki seçimlerde de yine Karabağ meselesini kullanarak Ermeni halkına boş vaatlerde bulundu.

6 Ekim 2022 tarihinde Prag'da, Paşinyan,  Sovyet Cumhuriyetleri’nin sınırları çerçevesinde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdı ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkını süreç dışı bıraktı. Halkların kendi kaderini tayin etme hakkı Dağlık Karabağ meselesinde Ermeni tarafı için müzakerelerin en önemli prensibiydi ve bunun çerçevesinde 30 yıl Karabağ (Artsakh) Cumhuriyeti var oldu. Ancak,  AGİT Minsk Grubu yerine AB ve Fransa’nın denetiminde  yürüyen Prag sürecinden sonra özellikle Moskova’nın beyan ettiği gibi Dağlık Karabağ, Azerbaycan iç meselesi haline geldi ve artık Rusya'nın müdahil olması en azından resmi düzeyde söz konusu olamazdı. Ayrıca Putin yönetiminin politik tercihleri de bu yönde olmadı. Azerbaycan’la yakınlaşmayı seçti. Bilhassa Ukrayna savaşının başlamasından sonra Güney Kafkasya’da kendisi için ikinci bir cephe açmak istemedi.

12 Aralık 2022 tarihinden itibaren Azerbaycan Laçın koridorunu abluka altına aldı. 2023 Eylülüne kadar Dağlık Karabağ’daki Ermenileri gıdasız, ilaçsız ve yakacak gazdan yoksun bıraktıktan sonra tekrar saldırdı. Paşinyan bu sürece hiç karışmadı ve bu mesele Azerbaycan iç meselesidir diye adlandırdı. Çaresiz kalan Karabağ Ermenileri tahminen 120 bin kişi yaşadıkları yerleri terk ederek Ermenistan’a sığındılar.

Dağlık Karabağ’da hiçbir Ermeni kalmadıktan sonra Paşinyan, Artsakh hareketinin resmen bittiğini açıkladı ve şimdi de bir nevi Barış hareketi başlattığını her gün iddia ediyor. Amaç olarak ise Azerbaycan ile barış antlaşması imzalamak ve Türkiye ile ilişkileri normalleştirmeyi hedef olarak koyuyor. Ancak bu konuda kendi politikalarına pek inanmıyor olsa gerek ki seçim kampanyası sırasında metroda yolculuk yaparken karşılaştığı bir Karabağ göçmeni kadına bağırıp çağırmaya kadar işi vardırdı. Sonrası ise en azından görüntüyü kurtarmak için özür diledi.

Barış anlaşması imzalamak için Azerbaycan’ın öne sürdüğü şartlardan biri Ermenistan Anayasası’nı değiştirmek, diğeri ise Ermenistan’da Sovyetler Birliği zamanında yaşamış olan Azerbaycanlıların geri dönmesi.

Türkiye tarafı ise ön şartsız bir şekilde müzakere süreci yürüttüğünü söylemesine rağmen 1915 Ermeni Soykırımı’nın fiilen unutulmasını ve (Her ne kadar Trump’ın bölgeye el koymasıyla bu beklenti zayıflasa da) Zengezur Koridoru’nun T.C. lehine hayata geçirilmesini istiyor.

Görünen odur ki kendi iktidarını kollamayı her şeyin önüne koyan Paşinyan’ın zihniyeti, nihayetinde “Bükemediğin elini öpeceksin!’’ düsturuyla hareket ediyor ve 7 Haziran 2026 seçimlerinden önce Ermeni halkına barış getireceğini ve kendi iktidarının barış için şart olduğunu iddia etmekten yorulmuyor. Benzer tehditleri daha önce Erdoğan’dan, yakın zamanda ise Macaristan'ın sabık lideri Orbán’dan da duymuştuk. Bölge için yeni ve demokratik bir sayfa açma iddiasıyla kuşkusuz bu tür zihniyetlerin yana yana gelmesi bağdaşmaz.

Türkiye-Ermenistan sınırı neden açılmıyor?

İlki Moskova’da 14 Ocak 2022’de gerçekleşen Türkiye-Ermenistan normalleşme görüşmelerinden bu yana ön plana çıkan konulardan biri iki ülke arasındaki sınır kapısının yeniden açılması. Ermenistan tarafı gerekli hazırlıkları yaptığı ve topun Türkiye’de olduğunda ısrarlı. Türkiye’deki rejimin memurları ise bu konuya ne hayır diyorlar ne de evet. Hatta yakın zamanda Ermenistan’daki seçimler öncesi (Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın tutumunu da destekler nitelikte) Paşinyan’a arka çıkacak tarzda kapının yakında açılacağı türünden açıklamalarda bulundular. Kapının açılması kuşkusuz bölge halklarının geleceği için olumlu bir çaba. Ancak neden açılmıyor sorusunun özellikle TC tarafından verilemeyen yanıtları var. Bundan kastımız kısaca şu: mevcut paylaşım savaşı 7 Ekim Hamas saldırısı sonrası  Batı Asya’da yeni bir evreye girdi. ABD-İsrail ittifakı bölgeyi Tel Aviv merkezli olarak yeniden biçimlendirmeye çalışırken Azerbaycan’la ilişkileri geliştirmeyi ön plana çıkardılar. TC bu ittifaktan uzak olmasa da jeo-stratejideki eski pozisyonunu kaybetti. Ermenistan’ın ise yenileme dahil olmaya çalıştığı kamptaki (özellikle ekonomik olarak) önemi düşük. Sonuçta Aliyev hanedanlığının mevcut savaşta yeni olanaklar ve sınırlarını genişletme olasılığını görerek barış antlaşması imzalamaya ayak uydurduğu gibi Ermenistan’dan her geçen gün yeni taleplerde bulunuyor, ilaveten T.C.'ye de sınırı açma başlığında engel olduğu görülüyor.


Ayrıca jeo-politik oyunların nereye doğru seyredeceği belirsizliğini koruyor. Burada kaçınılmaz olarak NATO-Rusya çekişmesi de karşımıza çıkıyor. Türkiye-Ermenistan sınırının açılmamasında muhtemelen bu tür gerilimlerin de payı var.

 
 
 

Yorumlar


The Science & 

Mathematics University

© 2023 by Scientist Personal. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Clean Grey
  • Twitter Clean Grey
  • LinkedIn Clean Grey
bottom of page