top of page

BARIŞ BİRLİKTE KURULAN BİR İHTİMALDİR -- Semih Esin

  • 4 May
  • 2 dakikada okunur

Bazı zamanlar olur, yaşananların ağırlığı düşünceyi hızlandırır;

zihin koşar, kelimeler sivrilir, hükümler erkenden doğmak ister.

Sanki hakikat, aceleyle kurulacak bir cümleye sığacakmış gibi.

Oysa şimdi, tam da şimdi, zaman başka bir şey fısıldar:

Yavaşla, der…

Düşünceyi kat kat aç,

her katmanda kendi sınırını gör,

kendi yankını dinle.

Bugün şiddet, yalnızca uzak cephelerin, belirli anların hikâyesi değil artık.

O, hayatın damarlarına sızmış bir süreklilik gibi,

bazen çıplak, bazen örtük,

bazen bir patlama, bazen bir sessizlik olarak.

Sadece savaşta değil,

ekonominin soğuk hesaplarında,

mekânın daralan çizgilerinde,

zamanın kırık ritminde,

gündelik hayatın en sıradan anlarında bile varlığını sürdürür.

Böyle bir dünyada, karşı duruşun tek bir yolu yoktur

Dağınık gibi görünen pratikler,

kopuk sanılan çabalar,

belki de başka bir çoğulluğun izidir.

Bir merkezde toplanmakla

tamamen dağılmak arasında,

adı konmamış bir yerde durur mesele.

Ve siyâset…

Eski anlamlarıyla dar gelen,

kurumların ve profesyonel alanların çerçevesine sığmayan bir şey gibi şimdi.

Ama bu, onun yok olduğu anlamına mı gelir,

yoksa tek başına yetmediğinin bir işareti midir?

Belki de siyâset,

başka seslerle birlikte yeniden kurulmayı bekler,

tek bir dilin değil, çoklu yankıların içinden.

Çünkü hayat, yalnızca uzmanlıkların sınırına çekilemeyecek kadar geniştir.

Şiddet her yerdeyse,

ona karşı duruş da her yerde filizlenir:

görünmeyen temaslarda,

küçük dayanışmalarda,

ortak üretimin sessiz alanlarında.

Büyük anlatıların dışında gibi duran bu anlar,

belki de başka bir sürekliliğin ince ipliğidir.

Ama soru kalır:

Bu dağınık sesler, birleşmeden yankı bulabilir mi?

Yoksa bir araya gelmek kaçınılmaz mıdır?

Ve bu birlik,

katı bir merkez mi ister,

yoksa geçici, esnek, yatay bağlarla da kurulabilir mi?

Barış da işte burada bekler,

gerilimle örülü bu aralıkta.

Sadece savaşın yokluğu değil o;

çünkü o zaman, görünmeyen şiddet karanlıkta kalır.

Barış, belki de

yaşamı yeniden mümkün kılan koşulların

yavaş yavaş örüldüğü bir süreçtir.

Bir sonuç değil,

değen çabaların, kesişen yolların

sessizce kurduğu bir inşâ.

Bu inşâ,

tek bir özneye sığmaz,

tek bir stratejiye boyun eğmez.

Belki de bu yüzden,

cevaplardan çok sorular çoğalır içimizde:

Nasıl bir ortaklık kurulur

bunca farklılığın içinden?

Birlik mi gerekir,

yoksa yan yana durabilmenin inceliği mi?

Ve belki bütün bu soruların kıyısında,

aynı ihtimâl titreşir:

Barış,

hazır bir çözüm değil,

birlikte düşünülmesi gereken,

birlikte kuruldukça var olan

kırılgan bir ihtimâl.

 

NOT: Mustafa Mehmet Kapıkıran’ın metninden hareketle şiirleştirilmiştir.

 

 
 
 

Yorumlar


The Science & 

Mathematics University

© 2023 by Scientist Personal. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Clean Grey
  • Twitter Clean Grey
  • LinkedIn Clean Grey
bottom of page